13 Eylül 2011 Salı

Süper Lig...Seni Kalbime Gömdüm.

 Başlık çalıntı; şöyle ki;

    ''Seni Kalbime Gömdüm'' kısmı takipçisi olduğum Behzat Ç. nin hayecan ile beklediğim filminin adı,ordan aldım yani... Başlığın başındaki kısım; ''Süper Lig'' ise zaten bildiğiniz gibi tamamen ÇALINTI...

     Marka değeri Türkiye Kamuoyunda fazlasıyla önemli olan, hatta markanın değeri, Türk Futbolunu yöneten insanların kişiliğinden,sözlerinden hatta kimi zaman devletin yasalarından daha önemli olan yeni dokunulmazımız Süper Toto Süper Lig başladı.Lig başlayınca şu görüldü ki; insanların ceplerini doldurmak ve ya boşaltmamak için çırpındığı,bir hafta önce söylediği sözleri bile bile unuttuğu, taraftar olmaktan kurtulmayıp,taraftarken TFF başkanlığı yaptığı ligin marka değeri izleyici açısından çoktan bitmiş...Demek ki neymiş? Siz paranız için kişiliğinizi,görevinizi kötüye kullanabilirmişsiniz, ama Türk Futbol Seyircisi, sizin para için bu kadar çırpınmanızdan sonra size zırnık koklatmayıp maça gelmezmiş...Demek ki neymiş? Marka değeri dediğiniz şey, birbirinize uyumadan önce söylediğiniz masalmış.Bir varmış,bin yokmuş yani!

   Taraftarın tribünleri doldurmaması, aslında en önemli unsurdur bu süreçte.TFF'nin fenerbahçe ile ortak çalıştığı bu süreci tüm futbolseverler reddetti.Her bir futbol taraftarı Tatar Ramazan'dı bu süreçte yani; ''Benim adım Tatar Ramazan,ben bu oyunu bozarım.'' Aslanım benim,yürü kim tutar seni.

   Geçen süreç, Türk Futbolu açısından değil; Dünya Futbolu açısından çok önemlidir.Çünkü ilk defa Dünya Futbolunun önüne, her zaman söylenen; şike-çete ilişkisi kanıtlarla konulmuştur,iddialar çok fazladır,soruşturma şu ana kadar ki en büyük soruşturmadır ve bütün bunlar bence spor hukukunda okutulması gereken muhteşem örneklerdir.

   Müslüman.. diye diye yabancıları ''gavur'' olarak benimsemiş toplumumuza da büyük bir ders olmuştur, inançları gereği 1 ay geçmeden kutsal toprağı ziyaret eden kişilerin,gözlerin içine baka baka yalan söylemesi...Ve gavur denilen yabancının gelip adaleti sağlaması...

   Sürecin sonlandırılmamak istendiği, ''Artı sonsuza'' götürülmek istendiği bu ülkede, tribünde hırsıza hırsız demek suç olmuş, ama hırsızın posterini asmak suç olmamıştır.Hırsıza sövmek suç olmuş, ama hırsızın tişörtünü ''pisliğin içine girmediği iddia edilen''oyuncuların sallaması ''çığlık'' olmuştur.Tabi bu çığlığın bizim ordaki adına ''Afkurma'' derler, buda başka bir yazı konusu.

   Yurt genelinde tüm maçlarda tribünlerin dolmaması haber değildir,ama saha dışında 200 tane bile olmayan fb linin tezahürat yapması haberdir bu canım güzel müslüman ülkemde.

   Bu ülkenin istatistik anlayışı öyle fenadır ki,yeri gelir stat dışında tezahürat yapan 200 kişi,25 milyon(!) fb taraftarını simgelerken, hakkı yenilmiş bir şehirde yürüyen 30 bin kişi, 1 avuç insanı simgeler.Şunu da söylemek gerekir ki, şike olaylarının ciddiyetini kabul eden fb taraftarı gerçekten çok çok çok fazla.Ama medya ve medyanın oyuncağı olmuş grupların sayısı çok az olmasına rağmen gücü çok fazla, tüm fb taraftarını temsil ettiğini kabul ettirmeye çalışıyorlar...

   Yazı uzayıp gider...Başka zaman devam etmek dileğiyle...Sallanan tişörtler, stat dışından haykırılan tezahüratlar, hırsızları için dökülen gözyaşları,bütün bunları bir mağduriyet simgesi olarak gösteren yayıncı kuruluş adına; Futbol nereye,hepiniz oraya(!)...

   Dipnot: Lemi; yeğenini aşkına Trabzonspor'u dün akşam temsil ediş şeklin, bana yeğeninin bir maçtaki kendini yere atma rekorlarını geçtiğini düşündürttü.Atla uşağum atla...

   Saygılar.
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder